ÜRÜN HAKKINDA

UV-C LAMBANIN TİCARİ FAYDALAR GÖZETİLEREK YANLIŞ KULLANIMINA İZİN VERMEYİN!

TERMOFAN  /  NANOGENAIR ANA BAYİ

Emre Kandemir

Kimya Müh & Mak Müh.

Covid-19 virüsü pandemisinin dünyada sosyal ve ekonomik olarak geri dönülemez olumsuz değişimler yarattığı bir gerçektir. Yeni normal düzen içerisinde insan sağlığını olumlu yönde etkileyecek her türlü düzenlemenin hayatımıza girmesi ise kaçınılmazdır.

Yeni normal konuları arasında yer alan havalandırma sistemlerinin ortamdaki havayı dezenfekte etmesi talebi eski normalde de hep talep edilmiş ancak gerekliliği yeni fark edilen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kurumların ve kişilerin pandemi sürecinde daha hassas davrandığı bu dönemde ne yazık ki fırsatçı firmaların da ortaya çıktığı görülmektedir. Sadece kazançlarını düşünerek günü kurtarmaya yönelik faaliyetler içinde olan fırsatçı firmalar/kişiler yeterliliği kanıtlanmamış ürünlerle kafaları karıştırmaktadırlar.

Daha bu yılın başında UV lambanın ne işe yaradığını bilmeyen ve hatta adını bile telaffuz edemeyenlerin bilinç altımıza yerleştirmeye çalıştıkları yanlış uygulamalardan kaçınmalı ve kendimizi buna alet etmemeliyiz.

Bu yazı bu konuda bazı az bilinen gerçeklerin altını çizmek için yazılmıştır.

KONU-1

“Rakibimizi tanıyalım”

Mikroorganizmalar: Virüsler, bakteriler, mantarlar, küfler ve bunların sporları

Asıl savaşını verdiğimiz konu zararlı mikroorganizmalar olmalıdır. Dolayısıyla kendimizi kurtaracağız diye çevremize ve doğaya zarar veriyor olmak sadece yarından çalmaktır. Bu durumda kurunun yanında yaşın da yanmasına izin vermemeli ve yararlı mikroorganizmaların bulduğumuz çözümden etkilenmesinden kaçınmalıyız.

Şu anda ana gündem maddemizi oluşturan Covid-19 virüsü Corona virüs ailesine mensup olan bir çeşit mikroorganizmadır. Ancak uzun yıllardır dünya dengesi ile oynadığımız için bu pandemi sonrasında başka bir tür pandeminin gelmesi de ihtimal dahilindedir. Yani öyle bir çözüm bulmalıyız ki, sadece Covid-19’a etkimesin, her türlü zararlı mikroorganizma yapısı için etki gösterebilsin.

KONU-2

“Havadaki tüm toz partiküllerini temizleyelim”

Mikroorganizmaların hiçbirinin uçucu olmadığı bilinen bir gerçektir. Bu mikroorganizmalar havada yer alan toz partiküllerine asılı kalarak, partiküller ile birlikte hareket ederler. Bu durumda havadaki toz partiküllerini tutmuş olmak güzel bir çözüm olabilir.

Ancak bu toz tutma kapasitesini yakalamak için ortama verilen havanın HEPA-14 seviyesinde filtre grubunda filtrelenmesi gerekir ki, günümüzde steril alanlarda bile HEPA-13 seviyesinde bir uygulama yapılmaktadır.

HEPA-14 seviyesinde bir filtreleme uygulamak, günümüz binalarında mevcut mekanik havalandırma sistemleri için mümkün değildir. Baştan yenilenmesi gerekir.

HEPA-14 filtreleme uygulandı ve her yerde mevut olduğu varsayımı ile devam ettiğimizde konu çözülmüş oluyor mu? Hayır.

HEPA-14 filtreleme yapılan bir mekana giren Covid-19 taşıyıcısı mekanda yer alan diğer insanlar için risk teşkil etmeye devam edecektir. Ortam %100 taze havalı bir sistem ile besleniyor da olsa taşıyıcının yaydığı virüsler daha egzoz edilemeden başka bir insanın ciğerlerine yerleşmesi olasılığı yüksektir.

Bu sebepten ötürü, uçaklarda yapılan “ Uçağımız HEPA filtreler ile donatılmıştır ve her 3 dakika içerisinde 1 defa olmak üzere ortam havası yenilenmektedir” anonsu yukarıda anlattığımız bu nedenden ötürü geçersiz kalmaktadır. Ortalama kilodaki yetişkin bir insan 1 dakikada 20 defa nefes alıp verir. 3 dakikada 60 defa nefes alıp vermiştir. Orta büyüklükte bir uçakta yer alan 180 kişi ise bu 3 dakika içerisinde 10800 defa nefes alıp vermiş olur. Covid taşıyıcısı olan bir kişinin nefesinden yayılan virüsler diğer 10800 nefesten biri ile başka bir ciğere yerleşmiş olabilir. İhtimaller maalesef keyif kaçırıcı olabiliyor.

Bu durumda mikroorganizmaları daha yayıldıkları yerde yakalamak gerekiyor ki HEPA filtreleme maalesef bu konuda yetersiz kalıyor.

Ayrıca yapılan araştırmalara göre virüsler sadece havada yer almıyor, mekanda bulunan yüzeylerde de saatlerce kalabiliyor. Havayı ne kadar filtreleseniz de yüzeyleri bu şekilde temizleyemezsiniz.

Havada mikroorganizmaların bulunduğu bir gerçektir ve bu mikroorganizmalar havada türlü partiküller üzerine asılı şekilde hareket etmektedir.

KONU-3

“Öyle bir şey kullanalım ki ne var ne yok hepsini yok etsin”

HEPA filtrelerin yetersiz olduğunu kabul ettiysek eğer bir başka ürünü bulmak elzem hale gelmiştir. Bu konuda en yaygın olarak UV-C lambalara başvurulmuştur.

UV-C lambaların bu konuda kullanılması sadece yok etme üzerine düşünüldüğünde çok yararlı bir çözüm gibi görülebilir. Peki konu bu şekilde gerçekten çözüldü bitti mi?

Konuya biraz daha yakından bakarsak iyi olur.

ULTRAVİYOLE IŞIK NEDİR..?

Ultraviyole (UV) ışık gözümüzün göremeyeceği, dalga boyu 100 nm ile 400 nm arasında olan mavi bir ışıktır. Röntgen ışığından önce, mordan sonra gelir. Bu sebeple morötesi ışık adı da verilir.

UV ışık dalga boyları 3 ana gruba ayrılır; UV-A, UV-B, UV-C

Aşağıda bu konuda bir spektrometre bulunmaktadır.

UV-C’nin dalga boyu 200 ila 280 nanometre(nm) arasında ve insan gözü tarafından görülemez. Görülememesi, insan gözünün bu lambadan etkilenmediği anlamına gelmez. Aşağıda bu konuya özellikle değineceğim.

Enfeksiyonların giderilebilmesi için en iyi faydayı tabii ki en yüksek enerjili olduğundan UV-C göstermektedir. Suni olarak UV lambaları ile de elde edilebilir. Enfeksiyonu aza indirmek için başta Çin olmak üzere diğer ülkelerde de UV-C kullanımı bulunmaktadır. Ülkemizde de gün geçtikçe yaygın hale gelmektedir. UV-C ışık virüs, bakteri ve küf sporları için kullanabileceğimiz bir ürün, ancak yanlış kullanıldığında kullanıcılar için riskli olduğu unutulmamalıdır. “Yanlış kullanım sonucunda steril etmez, kansere yol açar.”

Unutulmaması gereken en önemli nokta yararlı veya zararlı ayrımı yapmadan tüm mikroorganizmaları öldürmesidir. Çevremizde yararlı olan bakterilere ihtiyacımız var. Düşünmeden yapılan tepkisel tahribat, sonuçta eşit derecede zararlı biyolojik bir sonuca neden olacaktır.

ULTRAVİYOLE IŞIĞIN MİKROBA ETKİSİ NEDİR?

UV-C ışığın belirli bir mikroorganizma üzerinde etkili olması için her mikroorganizma için farklı olacak şekilde UV-C ışığına maruz kalması gerekir. Bu süreye de Maruz Kalma Süresi(MKS) denmektedir.

Gerekli MKS sonucunda mikroorganizma üzerindeki DNA ‘dan ve RNA’dan parça kopmalarına ve mutasyonlara sebep olur. Ayrıca RNA’dan urasil kopartır. Böylece protein sentezini de durdurur. Bu ışığın mikrop öldürücü etkisi buradan gelir.

MKS boyunca kesintisiz bir şekilde mikroorganizmanın UV-C ışığına maruz kalması önemlidir. Dolayısıyla kısa süreli bir UV-C ışığını görmesi yeterli olamayacaktır.

“Klima santrali alın kesitine uygulanan UV-C lambaların yaydığı ışık sadece lambayı satan tüccarı sevindirir, başka da bir işe yaramaz”

Bir Mikroorganizmayı Etkisiz Hale Getirmek için cm2 Alana Saniyede Uygulanması Gerekli Olan mW Enerji Dozaj Tablosu Aşağıdadır.

TABLO 2 DEĞERLENDİRMESİ

Örneğin 22W bir UV lambanız var. Bu lambanın 6 inches mesafeden bir UV ışın uygulaması yapılacak ve bu şekilde İnfluenza virüsünün etkisiz hale getirilmesi sağlanacak. 6 inches mesafeden UV ışığın yoğunluk faktörü 20 olmaktadır.

Bu durumda ışığın 6inches mesafedeki enerji yoğunluğu 22×20= 440mW/cm2 olmaktadır. Influenza virüsü için gerekli olan dozaj 6600 mW S/cm2 olarak  verilmiş. Bu durumda ; 6600/440 = 15saniye.

Kısaca, 22W bir lambanız varsa ve bu lambanın 6 inches mesafede yer alan bir İnfluenza virüsünü etkisiz hale getirmesini istiyorsanız 15 saniye boyunca kesintisiz bu ışığa maruz bırakmanız gerekiyor. Eğer santralinizde de alın kesit hızınız 2m/s ise ve bu söz konusu İnfluenza virüsü bu havayla beraber sürükleniyorsa 15saniye kesintisiz lamba için tam 30m UV lamba uygulamanız lazım. Bu epey lamba demek.

Klima santrali kesitine uyguladığınızda lambadan yayılan ışınların bu mesafeleri direk olarak görmesi mümkün değil. İçeride yayılan yansımalar ışığın enerjisinin çok aza inmesine sebep olur ki, içerisinin yansımalardan dolayı aydınlık olması lambanın etkidiği anlamına gelmez. Klima santrali kesitine uygulama yapıp, kimsenin sizi kandırmasına izin vermeyin.

Ayrıca mikroorganizmaların havadaki partiküllere tutunup havada asılı kalabildiği düşünüldüğünde partiküle tesadüf eden UV-C ışığından dolayı birçok mikroorganizma UV-C lamba altından UV-C ışınına maruz kalmadan geçebilmektedir. Bunun engellenmesi için UV-C lambanın aydınlattığı alanın tamamının taranması için en az dört taraftan uygulanması gerekir ki bu da çok maliyetli bir uygulama olacaktır. UV tüneli şeklindeki uygulama en doğru olanıdır.

Peki metrelerce UV-C lambayı uyguladınız ve hava kanalınızı UV lamba tüneli haline getirdiniz. Bütün mikroorganizmalar etkisiz hale getirildi. Bu kadar uzun süre havaya verdiğiniz bu yüksek enerjiyi soluyan insanların kansorejen bir hava soluduğunun farkına varmak gerekir.

Normal şartlar altında doğada bu kadar yüksek enerji yayan tek bir kaynak var; o da Güneş. Güneşten gelen zararlı ışınlar ise atmosferdeki katmanlar tarafından tutulmaktadır. Güneşten kaynaklı UV ışınlar vücudumuza çok az etkimektedir. Yapay olarak elde edilen yüksek enerjili havanın vücuda teması ve uzun süreler solunması kansere davet çıkarmaktır.

Tüm bu bilgiler ışığında küçük bir UV lamba ile sonuca varılamadığının sonucuna varmış bulunmaktayız. Ancak ve ancak bu sonucu bu işten kar edenlerin kavramak istemeyeceğinin de bilincinde olmalıyız.

KONU-4

“İnsan sağlığına başka zararları var mı?”

En önemli etkisi uzun süre maruz kalınması durumunda kanserojen etki yaratmasıdır. Bunun dışında kandaki akyuvar ve alyuvarların parçalanmasına sebep olabildiği tespit edilmiştir ki bu da anemi hastalığına yol açar. Gözle temasında ise retina yanmalarına sebep olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda her RNA veya DNA taşıyan mikroorganizma için tehlikelidir ve zaten bu sebeple kanserojen bir ışıktır. Doğru bir kullanımda steril bir lambadır. Ancak kesinlikle bir aydınlatma aracı değildir. Kullanılırken çok dikkatli olunması gerekir. Bundan dolayı çıplak gözle temas kurulabilecek yerlerde UV-C lambalarının kullanımından kesinlikle uzak durulmalıdır.

Güzide ülkemizde, bu tür ürünlere meraklı birçok insan bulunmaktadır. Ülkemizin en ücra köşelerinde bile şubeleri bulunan banka, market, mağaza vb. yerlerde merkezden gönderilen bu ürünleri her gün bu işin ehli olmayan insanların kullanacağının bilincinde olmalıyız. Onların meraklı davranışları başlarını ve dolaylı olarak da sizin başınızı belaya sokabilir.

KONU-5

“Başka bir çözüm yolu”

Hem virüsler üzerinde etkisi olacak, hem insanlara zararlı olmayacak hem de uygulaması kolay olacak başka bir yol daha var. Bu da mikroorganizmaları bulunduğu yerde daha insan nefesi tarafından dışarı çıktığında yakalayacak şekilde bir yöntem uygulamak.

Bunun için havada sizin için çalışacak AKTİF AJANlara ihtiyacınız var. Mesela havadaki su buharını H2O ve O2’nin çok az bir kısmını kararsız bileşiklere ayırsanız ve bunların kararsız yapıdaki mikroorganizmaları etki etmesini sağlasanız.

Bu yöntem tam olarak şöyle çalışıyor. Ortama beslenen havanın bir miktarı HİJYEN REAKTÖRÜ içerisinden geçirilir. HİJYEN REAKTÖRÜ’nde havadaki H2O ve O2 çeşitli kararsız bileşiklere dönüşür. Bunlar; Hidroksil OH-, Hidrojenperoksit H2O2 ve Süper OksitO2-

HİJYEN REAKTÖRÜ paslanmaz kafes üzeri titanyum, altın, gümüş, kadmiyum vb. değerli metaller ile kaplı bir üründür. Oldukça kararlı bir yapıya sahiptir. Bu yapının kafesin içerisinde ise tepkimeyi başlatmak için enerji gereksinimini karşılayan UV-A lamba bulunmaktadır. UV-A lamba kafes içerisinde sadece tepkimeyi sağlayacak enerjiyi besleyecek kadar kullanılır. Asla ve asla UV ışınlar mikroorganizma etkisiz hale getirmek için kullanılmaz. Kapalı bir yapıda olduğu için ışınlar direk insana hiçbir zaman etki etmez.

Hijyen reaktöründe yer alan değerli metaller kararlı yapıları gereği ve nano boyutlarda paslanmaz kafes üzerine işlenmesinden ötürü, asla kafes üzerinden kopmaz ve kaplamadan eksilme olmaz. Bundan dolayıdır ki, HİJYEN REAKTÖRÜ için kullanım ömrü sınırsızdır.

“Mikroorganizmalara nasıl etki eder?”

Ortam havasına süzülen AKTİF AJANLAR aşağıdaki şekillerde mikroorganizmalara etki etmektedir. OH ve H2O2 yandaki çalışmada da görüldüğü gibi mikroorganizmanın etrafını çevreler ve etkisiz hale getirir. O2 ise mikroorganizmanın etrafında yer alan yağ çeperini parçalar ve onu yakar.

KONU-6

“Mikroorganizmaların ortamdaki mevcudu test edilebilir mi?”

Mikroorganizmaların yüzeylerde de bulunduğu bir gerçektir. Bu uygulama ile yüzeyde bulunan mikroorganizmaların sayımını yapmak mümkündür.  Uygulama yapılacak alandan pamuklu çubuk ile sürüntü örneği alınır. Bu örnek ya biyokimya laboratuvarında sayıma gönderilir veya sürüntü örneğini kısa sürede sayma özelliğine sahip cihazlar kullanılarak sayım gerçekleştirilir.

Mikroorganizmaları yok etmek için kullandığınız yöntemin uygulanması sonrasında farklı bir Numune alınıp aynı noktadaki mikroorganizma sayısının azalıp azalmadığı test edilir.

OZON NEDİR?

Kimyada O3 olarak bilinen oksijene bir oksijen atomu daha bağlanarak oluşan kararsız bir gazdır. UV-C lamba ile suni olarak üretimi mümkündür.

Ozonun en büyük kabiliyetlerden birisi yağı parçalamasıdır. Bu nedenle 2019-nCoV Virüsünün etrafını çevreleyen protein enzimi ile sarıldığı düşünüldüğünden etkili olması yüksek ihtimallidir.

Uzun süredir evlerde ve işyerlerinde kullanılmaktadır. Bu kullanım tamamen kontrollü olmak zorundadır. Oda havasında belirli bir düzeyin üzerinde olması zehirleyici etki yaratabildiğinden UV-C lamba ile kontrolsüz şekilde ozon üretimi sağlık açısından büyük zararlar oluşturabilir.

Ozon korozif bir gazdır bundan dolayı ortamda yoğunlaşması sebebiyle metal ve türevi malzemeler üzerinde korozif etki olacaktır.

Sırf bu sebeplerden ötürü Ozonun kullanımı oldukça tehlikelidir ve son kullanıcının Ozon ile imtihan edilmemesi gerekir.